DUYURU (1)

Değerli Okuyucu

Tasavvufi ve felsefi kavramları analiz edebilmeniz için;

internette “tasavvuf terimleri ve deyimleri sözlüğü” adı altındaki akademik kariyeri olan kaynaklardan veya kitaplardan Okumaya devam edin ‘DUYURU (1)’

Vahdet-i Şuhud (6)

ALTI İNİŞ (TENEZZÜLÂT-I SİTTE) VE İNSAN MERTEBESİ

1— Lâ taayyün, ıtlak [kayıtsız, bağımsız, görecesiz] ve sırf Zât mertebesidir. Bütün nispetler ve şuunlar bu mertebede Zât’ta eriyip yok olduklarından sırf Zât’ın aynıdırlar. Vücud’un bu mertebede her türlü kayıttan uzak bulunması bakımından bu mertebeye (Ahadiyet); Zât mertebesi olup bu sebeple bilinemediğinden dolayı da (gayb-ı mutlak), (Gayb’ül-Gayb) denir. Allah’ın bu mertebedeki adı Ahad’tır. Okumaya devam edin ‘Vahdet-i Şuhud (6)’

Vahdet-i Şuhud (5)

İMAM RABBÂNÎ’NİN ŞUHUDÎ TEVHİD TEORİSİ
VE İBN ARABÎ’NİN VÜCUDÎ TEVHİD’İNİ REDDİ
(Devamı)

«Hiçbir şey hiçbir şeye nüfuz etmedi. Ancak o şeyle perdelenmiş olarak birleşti. Şu hale göre, nüfuz ve sirayet eden şey iç (bâtın) ve bu sirayete mahâl olan şey de dıştır (zâhirdir). Eğer Hak meydana çıkacak olursa halk, onunla perdelenir. Şu hâlde, halk Hak’kın bütün isim ve sıfatları hatta onun işitme ve görme kuvveti ve bütün nispet ve idrâkleri olur. Şâyet halk meydana çıkacak olursa Hak ile örtünür ve onda iç olur. Bu suretle Hak, halkın kulağı, gözü, eli, ayağı ve bütün kuvvetleri durumuna girer» Okumaya devam edin ‘Vahdet-i Şuhud (5)’

Vahdet-i Şuhud (4)

İMAM RABBÂNÎ’NİN ŞUHUDÎ TEVHİD TEORİSİ
VE İBN ARABÎ’NİN VÜCUDÎ TEVHİD’İNİ REDDİ

Gerek İslâm dininin gerekse kendisine kadar gelmiş olan tasavvuf akımının tevhid akîdesine aykırı olduğu iddiasıyla İbn Arabî’nin tasavvuf felsefesine karşı birçok tenkitler (58) yapılmışsa da bunlar, ancak Müceddidî Medresesi felsefî esaslarının kurucusu olan İmam Rabbanî’nin şahsiyetinde doktriner bir mâhiyet alabilmiştir (59). Okumaya devam edin ‘Vahdet-i Şuhud (4)’

Vahdet-i Vücûd (6)

MUTLAK VARLIK VE ZÂT – SIFAT MÜNASEBETİ – 3

Tanrı sadece zâhir ve bâtın sıfatlarıyla vasıflanan herhangi bir vücud [varlık] değildir.Maddî ve mânevî bütün varlığı –varlığıyla varederek- kuşatan ârazlar, sûret ve tecellilerdir. Çünkü bütün mahlûkat Hakk’ın sıfatlarıyla görünür, yani Hakk’daki sıfatların hepsi mahlûktada bulunur. Bunun için de “hangi tarafa dönerseniz Hakk’ın vechi orada zâhirdir” (56) –âyeti beyan edilmiştir-. Okumaya devam edin ‘Vahdet-i Vücûd (6)’

Vahdet-i Vücûd (5)

MUTLAK VARLIK VE ZÂT – SIFAT MÜNASEBETİ -2

İbn-i Arabî’nin “Hakikat” anlayışında sanki bir dualizm [ikilik] ortaya çıkıyor. Gerçi ontolojik [varlıksal] açıdan Hakikat, tek ve Vücud’un [varlığı zorunlu varlığın] ta kendisidir. Epistemolojik [bilgisel] açıdan ise bir yanda zahirî varlık dünyasını aşan Mutlak Hakikat, Salt Vücud (BİR) mevcuttur. Diğer yanda ise tenzih sıfatının muhatabı ve ibadetin konusu olan Hakk (RABB) mevcuttur. Bunlardan birincisi bütün varlığın kaynağı ve sebebidir. Sırf soyutluk olması ve sıfatlardan da yoksun olmasından dolayı onun aşkınlık ve içkinliğinden söz etmek mümkün değildir. Okumaya devam edin ‘Vahdet-i Vücûd (5)’

Ferid Kam’dan Vahdet Dersleri (3)

PANTEİZM’İN ÇEŞİTLERİ

Doğu’dan Yunanistan’dan ve Avrupa’dan alınmış olması bakımından “Panteizm”in çok sayıda çeşitleri vardır. Mesela bir filozofa göre; tabiat  [varlık ve varoluş] “Mutlak Bir”in [Tek Varlık’ın] bir cereyanı [bir etkisi] bir taşmasıdır [tecellisidir]. Başka bir filozofa göre; Cenâb-ı Hak bir cevher [öz] tabiat da [varlık ve varoluşlar da] o cevherin [o öz’ün] çeşitli şekilleridir diyor. Yahut sonlu ile sonsuz genel bir deyimle bütün zıtlar asıl ve zât bakımından sınırlıdır, fikrini ortaya sürüyor. Okumaya devam edin ‘Ferid Kam’dan Vahdet Dersleri (3)’

Ferid Kam’dan Vahdet Dersleri (2)

PANTEİZMİN TEMELİ-2

Hangi vicdandır ki, şaibelerle kusurlu bulunan bu geçici güzelliğin ötesinde, her türlü kusur ve noksanlıktan uzak, bir Bâkî Allah olduğunu düşünmesin? Hangi kalptir ki, pisliklerle dolu olan bu geçici mutluluktan sonra, gerçekleşmesi imkân dâhilinde bulunan arzuların ve isteklerin bahçesi olan bir mutluluk sahasını düşünmekle meşgul olmasın? Okumaya devam edin ‘Ferid Kam’dan Vahdet Dersleri (2)’

Ferid Kam’dan Vahdet Dersleri (1)

PANTEİZMİN TEMELİ-1

Meselenin başlangıcı vahdet-i vücuddan önce Panteizm denilen felsefî sistemden bahsetmeyi gerekli kıldığından, biz söze o noktadan başlayacağız.

Her şeyden önce kelimenin anlamını görelim: “Panteizm”, sözlüklere bakılacak olursa, bu ifadenin Yunanca iki kelimeden meydana geldiğini görürüz. Bunlardan birisi istiğrak edatı [Bir cinsin bütün bireylerini içine alan belirtme edatı] olan “Pan”, diğeri de “Allah” manasına gelen “Teos” kelimesidir. Bu kelimenin sonuna “izm” eklendikten sonra, bu adla şöhret bulan felsefî sisteme özel isim olmuştur. Okumaya devam edin ‘Ferid Kam’dan Vahdet Dersleri (1)’

Vahdet-i Vücûd (4)

MUTLAK VARLIK VE ZÂT – SIFAT MÜNASEBETİ -1

“Mutlak Varlık” İbn-i Arabî’de sadece Tanrı-Âlem münasebetini değil, bütün sistemin özünü meydana getirmektedir. Ona göre Ontolojik [varoluşsal] açıdan “Vücûd (Varlık)” birdir. Buna ister “Küllî Cevher” [Sonsuz Öz] densin, ister “İlk Muharrik” [Felsefede varlığa ilk etkiyi vererek sonsuz olaylar zincirini başlatan güç veya Tanrı], ister “Küllî Ruh” [Sonsuz/Tümel Ruh], ister “Küllî Akıl” [Sonsuz/Tümel Akıl] vb. ne denirse densin, tek Hakikat, tek Vucûd [tek Varlık] vardır. Okumaya devam edin ‘Vahdet-i Vücûd (4)’

Vahdet-i Şuhud (3)

ZÂT’TA YOKLUK (FENÂ) VE YOK OLMAMAKLIK (BEKÂ)

Ârifin seyrinin sonu, Allah’a doğru seyr, diye adlandırılmıştır ve bu seyr, O’nun ismi olan şân’ın [Zât’ın iş ve oluş boyutunun] gölgesi [olan yere yani sıfatlar boyutuna] kadardır. Allah ismi bütün şuunlar  [Zât’a ait işler,şe’n, iş, oluş] ve sıfatları [Allah’ın sıfatları, sıfat boyutu] kendinde toplamış bir mertebeden [farklılıkların bir arada olması, cem] ibarettir. Şuun yönünde ziyadelik itibarîdir [her iş ve oluş Hak’ka aittir fakat zahirdeki iş ve oluşlar ise mecâzen kula aittir]. Yokluk (fenâ) bütün itibarlarda [bütün boyutlarda; Zât, sıfat, esmâ, efal boyutunda] yokluktur. Okumaya devam edin ‘Vahdet-i Şuhud (3)’

Sonraki Sayfa »



Follow

Get every new post delivered to your Inbox.